Miami Keywest Rehberi

EXIF_HDL_ID_1

4-9 Haziran 2018 tarihli deneyim.

Miami-Keywest fotoğraf albümü

GTA vice city bilgisayar oyunundan ezbere biliyorsanız çok zorlanmazsınız, oyun zaten şehrin en popüler kısmı olan Miami Beach bölümünde başlıyor.

 

 

 

Florida’ya kadar gelmişken Miami’ye gitmeden Türkiye’ye dönseydik ayıp olurdu herhalde. Tampa’dan Miami’ye arabayla ortalama 4 saatte gidebiliyorsunuz. Biz 93(75) üzerinden gidip  41 üzerinden döndük yol üzerinde Everglades National Park ve Amerikanın en küçük binası Ochopee postahanesine uğradık. Dönüş yolu daha yeşil daha az sıkıcı idi bizim için. Postahanenin detayları aşağıda.

 

Konaklama ve Otopark

Araştırma yaparken kalacağımız yerin Miami beach kısmında olmasına dikkat ettik çünkü şehirde araç kullanmak ve park yeri bulmak sıkıntılı, ücretsiz park etme şansınız yok denecek kadar az çok fazla araba var çünkü. Eğer Miami Beach kısmında kalırsanız ücretsiz nostaljik tramvay görünümlü araçlarla adanın büyük kısmına ulaşabiliyorsunuz. Ada yukarıdan aşağıda uzanıyor ve temel olarak North Beach ve South Beach olarak ikiye ayrılıyor. North Beach daha sakin daha sessiz ve popüler olmayan dolayısıyla da konaklama fiyatları daha uygun olan kısım, South Beach ise daha popüler, Ocean Drive, Lincoln Street ve diğer popüler caddelerin olduğu kısım, gece hayatına daha yakın ve sokaklar hareketli. Biz geceleri sakin sakin uyuyalım ve daha uygun fiyatlı konaklayalım istediğimiz için North beach’i tercih ettik.

Herhangi bir şehirde konaklama ararken dikkat edeceğiniz kriterlere ek olarak, Miami’ye eğer araba ile gidiyorsanız otopark var mı yok mu ya da ne kadar var öğrenmeniz, kaldığınız gün kadar otopark parası vermekten kurtarır sizi.

Biz Seaside all suites otelde kaldık. Adanın en uygun fiyatlı otellerinden idi. Airbnb taraması da yaptık fiyatları pek de farklı olmadığı için en azından otelde kalalım dedik, iyi ki de öyle yapmışız. Stüdyo odada kaldık, oturma odası ve mutfak bile vardı ve sanırım yeni yapılmış. Liste fiyatı 66$ olan odaya vergilerle birlikte gecelik 100$ vermiş olduk. İlanda otopark var yazıyordu fakat gidince gördük ki otopark sınırlı, erken gelen kapar, kapamayan ücretli otoparka şeklinde. 2 sokak arkaya giderseniz ücretsiz bölgeye geçiyorsunuz ama oralarda da akşam saati yer bulmak zor, sabahtan denerseniz belki şansınız olabilir.

DİKKAT: Park ederken dikkat etmeniz gereken bir çok detay var, ceza yemeyin sonra linkten detaylara bakabilirsiniz. Hiçbir tabela yoksa ve sarı ile boyalı kaldırım veya asfalt yoksa park edebilirsiniz, yine de listeyi gözden geçirin.

Oteli ayarladıysanız arabaya da sote bir yer bulduysanız gerisi kolay. Yaptığınız listedeki görülecek noktalara ulaşmak için en uygun ulaşım aracı nostaljik tramvay olacaktır. Linkten rota ve saat bilgilerine ulaşabilirsiniz, telefon uygulaması da var. Google mapsten de takip edebilirsiniz ama net olmayabilir, biz kararsız kaldık bazı noktalarda, uygulamayı indirince daha kolay kullandık.

Gezme Tozma

Gezilecek yerlere zaten diğer web sitelerinden bakmışsınızdır, biz de oralardaki tavsiyeleri takip ettik diyebilirim. Kendi deneyimimizden bahsetmek gerekirse;

Little Havana (konum)

Şehirde latin Amerika nüfusu oldukça yoğun, yıllar içerisinde Küba’dan buraya göçen bir hayli fazla insan olunca böyle bir mahalle doğmuş. Bir cadde boyunca küba mutfağına sahip restoranlar, domino oynayan amcaların oturduğu park, Küba purosu ve kahvesi satın alabileceğiniz dükkanlar..

littlehavana.jpg

 

Araba ile giderseniz domino parkın hemen arkasındaki sokaklarda park yeri bulma ihtimaliniz yüksek, ana caddeye ya da ücretli otopark’a park etmek zorunda kalmayabilirsiniz.

 

 

azuricecream.jpg

littlehavana2Azura Ice Cream (konum)

Tavsiyeler üzerine gittik, çok çeşitli dondurmalar var fiyatlar gayet uygun ama bize övüldüğü kadar süper değilmiş gibi geldi. Belki de tarzı öyledir bilemiyorum ama dondurmalar alışık olduğumuz gibi sert değil biraz eriyik haldeydi, belki de o güne özel bir durumdur, Kilwin’s chocolate zincirinin dondurmasını çok daha fazla beğenmiştik.

Wynwood Walls (konum)

2009’da Tony Goldman tarafından Wynwood mahallesindeki ambarların graffiti sergisi haline getirilmesiyle bölge de turistlerin uğrak bir yeri olmuş. Dünyanın dört bir yanındaki profesyonel graffiti sanatçılarını davet edip bu sanata gereken önemin verilebilmesi için kolları sıvamışlar ve ortaya çok güzel bir iş çıkmış. Bu kadar çok  graffitiyi bir arada görmek gerçekten büyüleyici. Giriş ücreti ödemiyorsunuz hızlı gezerseniz 30-45 dk. sürer uzatmak isterseniz saatlerce 🙂

wynwoodwalls

 

 

 

 

 

 

 

 

wynwoodwalls

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

wynwoodwalls3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Miami’de yemek yemek

Kur farkından dolayı mümkün mertebe harcamaya dikkat ediyorsanız, restoranların happy hour uygulamalarına bakmakta fayda var. Çoğunlukla 4.30-6.30 arası oluyor ve tek gün uygulayan mekanlar genelde çarşamba günlerini tercih ediyorlar. %50 civarında indirim yakalayabilirsiniz, servis ücreti turistik mekanlarda 10$ a kadar yükseliyor, önden öğrenmek faydalı olabilir.

 

Meşhur Lincoln Road üzerindeki 1957 Cuban Cuisine restorana gittik. 4.30-6.30 happy hour uygulaması var. Menüdeki bir kaç seçenek indirimli, buraya kadar her şey güzel ama hesap öderken gördük ki 10$ servis ücretini peşin alıyorlar. Mojito Happy hour saatlerinde 6-7 $ civarında olması lazım.

 

Ben Foursquare uygulamasını kullanıyorum gittiğim yerlerde restoran bulmak için. Verilen puanlarla gerçeğe yakın bilgi edinebiliyorsunuz. Mutfak, fiyat bandı vb filtrelerle istediğiniz restorana ulaşıyorsunuz. Uygulama içerisinde happy hour listelerine de ulaşabilirsiniz.

Miami-Keywest arasındaki yol fotoğraflardan gördüğümüz andan itibaren bizi çok heyecanlandırdı. Köprülerle birbirine bağlanmış bir sürü irili ufaklı ada. Yolun büyük kısmında iki yanınızda deniz var sadece. Hani İstanbul’a anadolu tarafından giriş yapıp köprüden geçerken heyecanlanırsınız çünkü hem suyun üstünde gitmek hem de manzara çok etkileyicidir. O 3 dakikalık heyecanın 2 saat boyunca sürdüğünü düşünün. Bazı noktalarda sadece gökyüzü bulutlar ve denizi görüyorsunuz. Fotoğraflardan ne kadar hissedilir bilmem ama şunu biliyorum ki Miami’ye kadar gelip bu yolculuğu yapmadan dönerseniz hata edersiniz. (Amma övdüm ya, abartı mı oldu biraz!)

Keywest

Miami’den Keywest’e araba ile yolculuk “yapmadan gelme” listesinde. Üç buçuk saat sürüyor ortalama. Mesafe 165 mil (265km) aslında daha kısa sürmesi gerekir normal şartlarda ama yol çoğu zaman 2 şeritli ve yerleşim yerlerinden geçiyorsunuz. Yol üzerinde yapabileceğiniz bir çok aktivite var zamanınız varsa sadece yolculuk ve

keywest12

 

 

 

 

 

aktiviteler için 1 gün harcanabilir hatta 1 gece konaklanabilir.Bizim zamanımız kısıtlı olduğu için sadece en çok ilgimizi çekeni seçtik. Kısa bir araştırma yaparsanız bu yolculukla alakalı hazırlanmış yapılacaklar listesine rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Tarpon balıklarını besleme noktası (Konum)

Bizim gibi sadece bu noktada mola vereceksiniz tam olarak yolculuğunuzun yarısında mola vermiş olacaksınız. Bizim için Miami-Keywest tatilinin en unutulmaz ve en heyecan verici kısmı buradaki balıkları beslemekti.keywest_scarface

Hikayesi

1976’da Robbie ve eşi Mona, kıyıya vuran yaralı tarpon balığını iyileştiriyorlar. Yüzündeki yaraya dikişler atıldığı için de Scarface adını takıyorlar. İyileştikten sonra derin sulara geri gönderiyorlar. Scarface zaman zaman onları ziyarete geliyor ve hatta yanında arkadaşlarını da getiriyor. Yıllar içerisinde tarpon balıklarının uğrak yeri oluyor burası çünkü her gün yüzlerce insan onları beslemek için bu noktada mola veriyor.

keywest_scarface_tarpon balıklarını beslerken videosu 

Akşam 8’e kadar açık. Giriş için 2$ 1 kova balık için 4$ ödüyorsunuz. Kovada 10 dan fazla balık oluyor. 2 kişinin beslerken heyecanı doruklarda yaşaması için oldukça yeterli:) Ben deniz çoçuğuyum hepsini kendi ellerimle veririm diyorsanız o ayrı, ilk kovayı bitirin duruma göre bakarsınız. Balıkları beslediğiniz kısmın dışında hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar var. Aceleniz yoksa burada ortalama 1 saat harcarsınız. Sadece balıkları beslemek ve yola devam etmeyi planlıyorsanız yarım saatinizi gözden çıkarın.

Keywest çok küçük olduğu için bir günde her yerini görebileceğiniz bir yarımada. Biz yeni bir yere gittiğimizde zamanımız yettiğince her yerini görelim istiyoruz ve bazen o kadar abartıyoruz ki görev edindiğimiz için keyif almayı unutabiliyoruz yorgunluktan. Keywest biraz da keyfine göre sokaklarda gezmelik, tembellik yapmalık bir yer.

Adanın en uygun fiyatlı tesisi Seashell motel‘de kaldık. O bile Miami’den çok daha pahalıydı. Gecelik 155$ ödedik. Tesis eski, odalar dar ama zaten sadece uyumaya geleceğinizi düşünürsek çok da problem değil. Tuvalet-banyo yenilenmiş temizlikle ilgili problem yaşamadık. Tek problem odalardaki pencere tipi klimalar idi. Gürültülü çalışıyorlar, özellikle geceleyin uykunuzdan uyandıracak kadar.keywest2

Southern Most Point en turistik noktalardan adada. Amerika’nın en güney noktası, Küba’ya en yakın, gidilebilir kara parçası. Önünde sıra vardı biz de uzaktan araya kaynak yaptık beklememek için.

Hava çok sıcak olduğu için güneşin altında gezmek yerine bir mekanda akşam için enerji toplamaya karar verdik. Yine Foursquare uygulamasından Happy Hour bir bar bulduk. Half shell raw bar. 4.30-6.30 arası listede belirtilen içeceklerde %50 indirim bizim için yeterince ikna ediciydi ve mekanı da sevdik.Gün batımının izlendiği Mallory Square’e 5dk yürüme mesafesinde ve deniz kenarında.

Akabinde gün batımı için Mallory Square’ e yöneldik. Yaptığımız araştırmada en çok tavsiye edilen nokta burasıydı gün batımını seyretmek için. Güneş batma saatinde en az yarım saat önce orada olursanız hem istediğiniz gibi oturacak yer bulabilirsiniz hem de meydandaki müzik gruplarını dinleme şansınız olur.

Meydandan ayrılıp adanın en popüler mekanlarından Sloppy Joe’s Bar‘ a gittik. Gece geç saatlere kadar canlı pop-rock müzik var. Ertesi gün Hemingway müzesini gezerken öğrendik ki Ernest Hemingway bu mekanın müdavimlerinden. Eğer hareketli bir ortamda turist gibi eğlenip kendinizden geçimek istiyorsanız burası sizin yeriniz. Gün içerisinde serinlemek üzere mola verilebilir bir mekan aynı zamanda.

 

Hemingway Müzesi 

Ernest Hemingway 1931-1939 yıllarında adadaki evinde yaşıyor. Şimdi müze olarak kullanılan bu ev vefat edene kadar da Hemingway’in evi olarak kalıyor. 8 sene bir ömürde kısa gibi görünebilir ama  Hemingway en verimli yıllarını burada geçiriyor. Dünyaca ünlü kitaplarının çoğunluğu bu yıllarda yayınlıyor. Ev oldukça büyük ve bahçe içerisinde hem de yemyeşil bir bahçe. Bir yakasını boydan boya saran balkon’da vakit geçirmek eminim çok zevklidir. Hemingway’ın en verimli zamanlarının bu evde olması boşa değil.

eksikler var yine de

Giriş 14$ saat 5’e açık. Gönüllü rehberler eşliğinde gezerseniz daha çok zevk alacağınıza eminim. Kedileri seviyorsanız, tur esnasında ilginç bilgiler edineceksiniz, o da sürpriz olsun.

Başlangıç noktası

Ada ve en uç nokta olunca mesafeleri ölçmek için belirlenen bir noktada oluyorsunuz doğal olarak. 0 mile tabelasıyla fotoğrafımızı da çektik tabii ki.

Key lime pie

Adanın lime limonları da meşhur ve bu limonlarla yapılan turtalar da. Birden fazla seçenek var biz Key Lime Pie Bakery de denedik, limon tadını seviyorsanız tatlıda kaçırmayın.

Amerika’nın en küçük postahanesi Ochopee Post Office de dönüş yolumuzun üstünde olunca ufak bir mola da orada verdik. Aslında Türkiye’ye buradan bir kart göndermeyi hedeflemiştik ama mesai saatini kaçırmışız.

ochopeepostoffice

Everglades Park Shark Valley

Internet üzerinden araştırdığımızda çok övgüler aldığını gördük ve madem bu kadar popüler gidelim dedik. Bizi yeterince tatmin etmedi çünkü çok büyük bir alanda çeşitli kuşlar ve bir kaç tane timsah görüyorsunuz. Parkı ya bisikletle ya da  elektrikli araçlarla gezebiliyorsunuz yürümek pek mümkün değil çünkü 15 mil civarında. Parka giriş için 25$ bahsettiğim araçlarla gezmek için de kişi başı 25$ ödüyorsunuz. 75$ lık bir deneyim değildi bizim için.

 

 

St. Augustine- Savannah 3 günlük gezi

lightnermuseum3St. Augustine fotoğraf albümü                                              Savannah fotoğraf albümü

Kaldığımız şehir Tampa’ya 175 mil (285 km) mesafede ortalama 3 saat uzaklıktaki St. Augustine’e gitmeden önce konaklama işini halletik. Bu sefer çadırda kalalım, doğayla samimiyetimizi arttıralım dedik.

Amerika’da Kamp Yapmak

Linkten gitmek istediğiniz park ya da bölgeyi seçip rezervasyonunuzu yapabilirsiniz. Amerika’da State Park olarak geçen ve “milli park” a tekabül eden parklar kamp yapmak için en yaygın seçenek. İnternet sitesinden rezervasyon yapıp kalacağınız alanla ilgili detaylı bilgi alabiliyorsunuz. Sanırım neredeyse hepsinde elektrik-su tesisatı var.

Daha önce yapmadıysanız ve merak ediyorsanız iyi bir başlangıç olabilir deneyimlemek için. Çünkü Türkiye’ye kıyasla malzemeler daha kolay elde edilebiliyor ve kamp alanları istemediğiniz kadar çok. Biz iki gece Faver-Dykes State Park‘ta kaldık. St Augustine şehrine 17 mil- 25 dakika uzaklıktaydı. Tuvalet-banyo temizdi ve sıcak su vardı. Aslında internette temizlikle ilgili pek iyi yorumlar okumamıştık ama, sanırım hafta içi gitmemiz dolayısıyla sakin bir dönemine gelmemiz temizlik ile ilgili artı bir etken olmuş olabilir.

St Augustine ziyaretiniz için kamp yapacaksanız Anastasia State park 1. tercihiniz olmalı. Çünkü hemen şehrin dibinde ve sahili var. Çok talep görüyor sanırım biz orada yer bulamadığımız için Faver Dykes Parkta kaldık.

St Augustine

1. Gün

Kamp alanına yerleşip şehre gitmemiz öğleden sonra 3 ü buldu. Biz de bisikletlerimizle şehrin sokaklarını plansız keşfetmeye karar verdik. Biraz dolaştıktan sonra daha önce internetten de gördüğümüz St George caddesine geldik.

st augustine

Şehir Amerika’nın en eski şehri olarak biliniyor ve bu cadde de şehrin en eski caddesi, bir ucundaki tarihi şehir kapısı hala ayakta. Keyifli bir cadde, trafiğe kapalı sağlı sollu cafe, hediyelik eşya dükkanları, yiyecek, aperatif dükkanları sizi karşılıyor. Araştırma yaparken karşınıza çıkacak olan “Amerika’nın en eski ağaçtan yapılmış okulu” da bu cadde üstünde. King Street tarafından girip caddenin sonundaki tarihi şehir kapısına kadar gittik bisikletlerimizle. Cadde’nin sonunda solda Kilwin’s Chocolate dondurmacısı var. Taze waffle kokusu hiç aklınızda olmasa bile sizi bu dükkana kadar getiriyor! İçeride o kadar çok seçenek var ki hangisini alacağınıza karar veremiyorsunuz. Özel bir istekte bulunmazsanız seçtiğiniz bir dondurmadan kocaman bir top koyuyorlar. Türkiye’de tek tip seçmek yaygın olmadığı için biraz garipsedik ama dondurma dondurmadır diyerek devam ettik. Taze yapılmış külah seçerseniz 1 top dondurma için 6 $ civarı ödüyorsunuz.

kilwins chocolate

Dondurmalar bittikten sonra bisikletlere atlayıp bu sefer ertesi gün gezeceğimiz Casttilo San Marco kalesinin kenarındaki banklarda nehir manzarasının keyfini çıkardık sonra olmazsa olmaz “Lions Bridge” den karşıya geçip geri geldik. Biz tam geçerken yelkenlilerin altından geçmesi için köprü kapandı. Bu seromoniyi de görmüş olduk. Küçük güzel bir köprü. Diğer tarafa gidip geri gelmeniz ortalama 20dk sürüyor. Bu şehir de New Orleans gibi yürüyerek gezilebilecek kadar küçük bir şehir. Bisiklet tercih etmezseniz rahatça yürüyerek de gezebilirsiniz. Hava çok kararmadan, akşam serinliğinin tadını ormanda çıkarmak için kamp alanına döndük.

oldestschoolinus

2. Gün

Hava çok ısınmadan ve kalabalık artmadan sabahtan Castillo San Marcos kalesini ziyaret ettik. Giriş kişi başı 10$. Yıllar içerisinde farklı milletlere hizmet etmiş ve zamanında şehri korsanlardan korumuş bir kale. İngilizler, İspanyollar ve Amerikalılardan izler bulabileceğiniz bir kültür mozaiği haline gelmiş.

castillosanmarco

castillosanmarco1
Hemen her topun üzerinde İspanyollar’ın imparatorluk armasını görebilirsiniz. Bütün topların üzerine işlemelerini de yerleştirmişler ki kalenin kimin olduğu belli olsun 🙂

Şimdiye kadar gördüğümüz kaleler arasında en az sıkıldığımız ve yorulduğumuz kale olabilir. Kalenin duvarları sıkıştırılmış deniz kumu ve kabuklarından yapılmış ki darbe aldığında un ufak olmasın. Hiç aklıma gelmezdi daha dayanıklı olacağı.

castillosanmarco2

Flagler College & Lightner Museum

flagler college-lightner museum

Flagler College eğitim öğretime devam eden şehir üniversitelerinden birisi, başka var mı bilmiyorum ama biz turistik olarak ziyaret ettik çünkü hem kampüsü hem de binaları mimari yapısıyla adeta sizi davet ediyor. Henry Flagler, 19. yüzyılda Florida’ya ticari amaçla gelen zenginleri çekmek için adeta saray gibi bir otel inşa etmiş. 1950’lerden sonra ise Flagler College tarafından ayrı bir kampüs olarak kullanılmaya başlanmış. Sadece üniversiteyi ziyaret etmek için gelinmez belki ama bu küçük şehirde bu mimariyi görmemek kayıp olabilir. Ayrıca bahçesi de dinlenmek için ideal bir yer.

Tam karşısında kalan Lightner Museum da, aynı amaçla inşa edilmiş bir otel binasında yer alıyor. Bu otel binasını da daha sonra dönemin ünlü koleksiyoncularının dünyanın farklı yerlerinden getirdiği milyonlarca farklı koleksiyon parçasını sergiledikleri Lightner Museum haline getirmişler.

flaglercollege.jpg

Lightner müzesine giriş 15$ öğrenci iseniz 12$ ödeyebilirisiniz. Hobi müzesi olarak geçiyor. 1948 de açılmış. İçeride aklınıza gelebilecek neredeyse her eşyanın koleksiyonu var. Düğmeler, bastonlar, kıyafetler, puro etiketleri, pullar ve daha nicesi. 3 kattan oluşuyor müze. Bu bina aslında otel olarak tasarlanmış.

lightner museum 2

Bahçesine girdiğinizde dikdörtgen bir alana sahip olduğunu ve bu alanda mükemmel bir ambians yaratan küçük bir havuz göreceksiniz. Bu havuz, Amerika’da otel içinde yer alan ilk havuz. Şimdi ise restoran olarak kullanılıyor. Müzeyi gezdikten sonra eskiden havuz olan bir restoranda yemek yemek değişik bir deneyim olabilir. Biz sandviçlerimizi yanımızda götürdüğümüz için denemedik.

St. Augustine’e dair yemek konusunda pek deneyimimiz olmadı. Kamp kurduğumuz için yemeklerimizi kamp alanında halletik gün içerisinde de hazırladığımız sandviçleri yedik. Ama özellikle George Street’teki güzel restoranlar ve cafeler akşam yemeği için değerlendirilebilir.

 

St Augustine Distillery (damıtımevi)

Yereli her zaman desteklemek isterim, desteklerim de, siz de öyle yapın 🙂 Bu küçük damıtımevi, şehrin markasıyla viski ve özellikle rom üretiminde adını duyurmaya çalışıyor. İnternette yaptığımız araştırmada ücretsiz turları olduğunu gördük ve tabi ki kaçırmadık 🙂 10-17 arası her yarım saatte bir fabrika turları yapıyorlar ve sonunda da sanırım 5 farklı ürünü tadıyorsunuz. Rom, vodka, cin, ve bourbon viski üretiyorlar.

Tur çok uzun sürmüyor üretim süreçlerini ve fabrikanın tarihçesini anlatıyor.  Tadım kısmında önce rom vodka ve cin ile yapılmış kokteyller tadıyorsunuz turun sonunda da viski ile yapılmış kokteylleri ve isterseniz bütün içkileri sade olarak da tadabiliyorsunuz. Bunların tamamı ücretsiz!

2. günün akşamında biraz yorulmuş olarak çadırımıza dönüyoruz. Ve bugüne kadarki en parlak gökyüzünü ve ateşböceklerini o gece gördük. Ertesi gün Savannah’ya doğru erkenden yola çıkmak için hazırlandık.

3. Gün: Savannah

3. gün sabahında 3 saat civarı araba yolculuğundan sonra Savannah’ya vardık. Konaklama yapmadan şehri hızlıca gezip akşama geri dönmek idi planımız.

savannah5

Şehir merkezinde birbirine çok da uzak olmayan 22 adet kare park-meydan var. Ortak özellikleri kare olmaları ve uzun uzun ağaçların olması. Her birinin farklı bir adı ve içerisinde başka bir sanat eseri var.

Forrest Gump
Forrest Gump’ın çekildiği meydan Chippewa Square

Arabamızı en büyük park olan Forstyh parka yakın park ettikten sonra bisikletlerimizi alıp hemen çimlere yayıldık bu parkta.  22 parkın en büyüğü. Burada dinlendikten sonra parka yakın 0.8 km uzaklıkta olan Savannah Coffee Roasters‘ı internetten bulduk gidip birer kahve içtik. Mekanı çok beğendik yemek yiyip saatlerce çalışabileceğiniz ferah bir kahveci ve fiyatları da çok uygun. Kahveler 2-3$ arasında. Ortalama 4$+ olduğunu düşünürsek böyle bir mekan için ikna edici. Sonrasında bisikletlerimizle bu küçük şehrin sokaklarını gezmeye başladık.

Meydanlar dikdörtgen bir düzende olduğu için biz de görebildiğimiz kadar çok meydan görelim istedik ve yılanın sürünmesi gibi sağdan sola, soldan sağa meydanlar arasında giderek Marsh Island isimli nehir-kanala  doğru ilerledik. Nisan ayında gitttiğimiz için çiçekler en güzel kokuları ile karşıladı bizi. Sokaklar yeterince geniş nizamı ve her sokak farklı bir kültürden izler barındırıyor. Çeşit çeşit binalar, mimari çizgiler renkler.. Her sokakta başka bir manzara. Özellikle İngiliz mimarisinin hakim olduğunu görebilirsiniz. Ticaret nedeniyle gelen İngilizler bu şehirde seneler sonra Amerika’nın diğer şehirlerinden bambaşka bir hava katan izler bırakmış.

savannah6
Forrest Gump’ı izledin mi ?

İzlemediysen bile bu sahneyi izle, işte link burada

Şehirle ilgili tavsiyeler arasında mutlaka denk gelmişsinizdir. Forrest Gump’ın park sahnesi bu meydanlardan Chippewa Square’de çekilmiş. Gump’ın oturduğu bank ise artık şehir müzesinde sergileniyor. Bazı sitelerde Gump’ın bankını bulmaya çalışın tavsiyeleri var, ama artık mümkün değil onu parkta bulmak. Eğer filmi izlemediyseniz mutlaka izleyin, pişman olmazsınız.

Meydanları gezmeyi bitirdikten sonra biraz daha tarihi ve turistik olan “East River” caddesine geldik. Bu cadde şehrin diğer kısımlarından biraz daha alçak ve eskiden kullanılan araları boşluklu inişli çıkışlı taşlarla kaplı.Yolun ortasında tramvay rayları olmasına rağmen bu raylar üzerinden tramvay görünümlü minibüsler geçiyor. Şehre mizah katıyor adeta 🙂

waving girl

Sahil kenarında “Waving Girl” (El sallayan kız) heykeline doğru ararken internetten gördüğümüz “Savannah Belles Ferry” iskelesini de bulduk. Bu feribotlara ücretsiz olarak binebiliyorsunuz. Turistik amaçlı kısa turlar yapan bu feribotlar East River caddesi boyunca 3 durak arasında gidip geliyorlar. Bisikletleri bırakıp bu feribota bindik ama sonradan farkettik ki aslında bisiketlerle de binebilirmişiz. Sonrasında bisikletlerimizi almak için o tarihi cadde üzerinden gezerek geri geldik.Feribotlarla ilgili bu Linkten detaylı bilgi alabilirsiniz .

Waving Girl ziyaretimizi de feribot turu dönüşü yaptık. Her geçeni selamlayan dünya tatlısı bir kızmış. Daha detaylı yazıyor hikayesi ama onu da gittiğinizde görürsünüz artık 🙂

savannah7

Savannah restoranları ve mutfağıyla ünlü bir şehir. Eğer şehirde yaşayan birisiyle sohbet ediyorsanız ikinci soru “ee nerede yemek yedin?” oluyormuş. Deniz ürünleri seçenekleri oldukça fazla. “Crab cake” ise şehre özel, olmazsa olmaz bir yemek seçeneği. Crab Cake yemek için FourSquare arayışımız bizi Treylor Park‘a götürdü.Müşterilerinden iyi puan almış ve sonraında bizi de memnun etti.

treylorpark

Bir tane crab cake sliders bir tane de chicken & pancake tacos sipariş ettik çünkü yorumlarında en çok bu yemeği tavsiye etmişlerdi.İkisini de sevdik fakat crab cake patatesle karışık servis edildiği için çok da kendine özgü bir tat alamadık ama gitmişken denemedik demeyin bence:)

Sonuç olarak eğer ideal olarak kaç gün harcamak gerekir derseniz, şöyle tavsiye verebilirim: St Augustine’e turistik olarak gezip görme açısından 1 gece 2 tam gün yeter de artar bile. Ama biraz da keyif yaparız aralarda dinleniriz doğanın tadını çıkarırız derseniz 3-4 gün de sindire sindire keyifli olabilir.

Savannah için 2 gün belki ucu ucuna yetebilir çünkü bahsi geçen parklardan oturmak yeşilin tonlarını izlemek ayrı bir keyif. Mutfağını keşfetmek için ayrıca zaman harcanabilir. Biz gece kalmadık ama eminim sokaklar geceleri de eğlencelidir. Fakat 2 şehre dair de en mutlu olduğumuz nokta bisikletle gezmenin kolay ve keyifli olduğu şehirler olmasıydı. Eğer böyle bir imkanınız varsa (özellikle Savannah bisiklet dostu bir şehir) bisikletle gezmenizi tavsiye ederim.

 

New Orleans, Jazz’ın doğduğu topraklardayız !

neworleans

New Orleans fotoğraf albümü

Diğer Amerika şehirlerinden farklı. Peki neler farklı ? Yemek, müzik, şehir, mimari, insanlar, binalar, sanırım hemen her şey.

New Orleans gezilecek yerler yazdınız ve bir sürü web sitesi çıktı karşınıza değil mi! Siz de seyahati en güzel şekilde geçsin biraz araştırma yapayım diyenlerdensiniz ki bu yazıyı okuyorsunuz şu anda. Bu kaçıncı blog okuduğunuz bilmiyorum ama Fransız Mahallesi ( French Quarter) gezilecek ve yapılacakların çoğunu içeren bölge, bu en temel bilgiyi siz de edinmişsinizdir zaten. Bu bölgeyi yürüyerek gezebiliyorsunuz biraz yorucu da olsa. Dolayısıyla en ama en rahat ayakkabınızı giyin lütfen giderken çohh yürüyeceksiniz

Biz 4 gün kaldık fakat 3 gün yeter de artarmış. Şehir kültür kazanı adeta. Farklı milletlerden insanlar bir arada, hatta küçük bir Alman topluluğu bile varmış. Tarihi kölelik ve fırtınalar içeren bir çok hüzünlü hikaye içermesine rağmen insanlar ayakta kalmaya ve yaşamaya devam etmeye kararlı gibi görünüyor.

Bir çok şehirde faydalanabileceğiniz turlardan burada da var ve oldukça fazla seçeneklerle. Biz freetoursbyfoot şirketinin turlarını kullandık. Avrupadaki Sandeman turlarıyla aynı şekilde işliyor. Turun belirli bir ücreti yok tur bittikten sonra siz belirliyorsunuz ücreti ve bahşiş olarak veriyorsunuz.

Biz ilk gün Garden District ve Lafayette cemetery turu ile başladık. İlk kısımda farklı mimarisi olan mezarlıkları geziyorsunuz.

lafayette mezarlık

Lafayette Mezarlığı

Doğa bir çok konuda söz sahibi olabiliyor hayatımızda bu şehirde mezarlıkların nasıl yapılacağına da karar vermiş. Yerin altına gömmek mümkün değil çünkü bölge bataklık yapıya sahip ve sık sık yağmur yağıyor, ayrıca şehir deniz seviyesinin altında. Gömülen cesetler ertesi gün yüzeye çıkıyor, çözümü fotoğrafta gördüğünüz gibi bloklar yapmakta bulmuşlar. 2003 yılına kadar cenaze işleri böyle gitmiş. Artık yeni blok yapılmıyor fakat mevcut mezarlıklardan satın alabiliyorsunuz. Her ailenin böyle bir bloku var ve sırası gelen en üst bölüme yerleştiriliyor.

lafayette mezarlık1Garden District

Ev kelimesini bu bölgedeki yapılar için kullanmak haksızlık olur sanırım, çünkü her birisine saatlerce bakmak isteyebilirsiniz. Farklı farklı mimariler etkileyici bahçeler ve düzenlemeler… O kadar büyüleyici evler ki tur yapılır hale gelmiş. Aralarında ünlülere ait evler de var ve bir sürü hikayeleri var tabii ki bu evlerin. Sandra Bullock ve Nicholas Cage burada taşınmaz sahibi olanlardan.

new orleans2İki kısımdan oluşan bu tur başladığınız yere çok yakın bir noktada Commander’s Palace restoranın önünde bitiyor. Diğer turlar 25 $ civarındaydı. Bu tur için insanlar sanırım ortalama 10$ verdiler. Tabii ki rakam size kalmış ama sürü psikolojisinden etkileneceksiniz durum böyle.

new orleans 3

 

Hayalet Turu (ghost tour)

Bu turdan çok zevk aldık. Rehberle alakalı tabii ki. Bizim rehberimiz Kyle idi. Gezerken diğer şirketlerin turlarını da gördük. Neredeyse hepsi aynı noktalarda durup benzer hikayeleri anlatıyorlar. Şanslıysanız iyi bir rehbere denk gelirseniz zevk alırsınız. Şehirdeki cinayetler ve nasıl olduğu belli olmayan, insanların ortadan kaybolması hikayeleri anlatılıyor. Rehber işini oldukça iyi yapıyor.new orleans4

Yaklaşık 2 saat süren bu tur için internetten rezervasyon yaparken önden 5 $ ödüyorsunuz. Tur sonunda da sizin karar vereceğiniz ücreti bahşiş olarak veriyorsunuz. NOLA da en sevdiğimiz tur hayalet tur oldu. Freetoursbyfoot şirketindeki Kyle isimli rehbere denk gelirseniz çok zevk alacağınızı tahmin ediyorum.

 

new orleans free tours

Voodoo Tour

Freetoursbyfoot şirketinin başka bir turu. Voodoo nun bir inanç sistemi olduğunu öğrendik. Tv den öğrediklerimiz oyuncak bir bebek ve ona batırılan bir şişten ibaretti ama daha fazlası varmış. Bu turda rehberden yana şansımız yaver gitmedi. 15. Dakikada herkes uyumaya başladı. Motivasyonumuzun yeterince yüksek olmaması da bir etken olabilir tabii ki . Tur sonunda voodoo hediyelik eşya ve ürünlerinin satıldığı bir yere gidiyorsunuz. Eğer denemek isterseniz voodoo seansları yapan ve sizin bir probleminize çözüm bulan birisinden hizmet alabiliyorsunuz orada.

Bourbon Street

Kişisel bloglardan aldığımız tavsiye bir tur atın bir daha da uğramayın idi. Çok turistik ve kalabalık ayrıca da gürültülü olduğu yönündeydi. Gerçekten de doğru. Hafta içi bir akşam yürüdük. Çok kalabalıktı ve gereksiz bir gürültü var. Aynı cadde üzerinde biraz daha ilerledikten sonra Lafitte’s Black Smith’in bar da oturmaya karar verdik. Sakin loş bir aydınlatması olan arkada piyano çalan bir sanatçı eşliğinde içkilerinizi yudumlayabiliyorsunuz. Fiyatlar oldukça uygun. 2005 deki kasırgaya kafa tütmüş bu bar, hala ayakta.

new orleans6

Frenchmen Street

Jazz dinlemek istiyorsanız yapacağınız araştırma sonrası buraya geleceksiniz muhtemelen. Hergün  canlı müzik. Biz 2 gün üst üste d.b.a i tercih ettik bütün gün yürüdüğümüz ve oturacak yer bulabildiğimiz için. Diğer seçeneklerden daha az kalabalık olması da başka bir etken idi. Spotted Cat oldukça popüler 5 dk girdik ama kalabalık olduğu için durmadık. Bu caddedeki barlardan bahşiş sistemi işliyor. Girdiğiniz mekanlarda gruplar zaman zaman bahşişlerini topluyor ve sanırım tek gelirleri bu. 1$ larınızı hazır bulundurun.

d.b.a performance hall

2 ayrı günde 2 şerden toplam 4 grup dinledik. İlk gruplar 7-9 arası çalan daha az bilinen gruplardı saat 10 da çıkan gruplar daha popüler ve daha çok dinleyicisi olan gruplardı. 10!’daki konserler için gelirseniz 10$ giriş ücreti ödüyorsunuz. Biz farkında olmadan 7 deki konsere ücretsiz girdik ve sonraki grup için de kaldığımızda giriş ücreti ödemek zorunda kalmadık. Gitmeden önce programı kontrol ederseniz gruplara göre tercihte bulunabilirsiniz. Farketmez diyorsanız da pişman olmazsınız.

Sokakta Müzik

Her yerde müzik dinleme şansınız var. Sokakta barlarda, kafede. Jackson Square in hemen arkasındaki Rousen marketten birer bira alıp hemen önünde çalan jazz grubunu dinledik. Bazı eyaletlerden farklı olarak burada sokakta alkol tüketebiliyorsunuz cam bardak olmaması şartı ile.

neworleansstreetmusic

Carolouse Hotel Bar

İnternetten bulduk. Happy hour için gittik.Normalde 12$ olan kokteylleri 8$ a içebiliyorsunuz. Çoğunluğu Pisco isimli bir içki türünden yapılıyor. Üzümden kaç çeşit içki yapılıyor acaba şu dünya üzerinde? Bir yenisini daha öğrenmiş olduk.

 

Fransız pazarı (French Market)

neworleans forkspoonjewelryTarihi açık hava pazarı. Uzun bir halk pazarı şeklinde düzenlenmiş. El yapımı çantalar, hediyelik eşyalar, serinlemek için mola verebileceğiniz ve buzla karıştırılmış meyveli içecekler… Sadece standalara bakarak gezseniz en az 2 saat harcarsınız. Ürünleri inceleyip beğenmeye başlayınca akşama kadar orada kalma ihtimaliniz var. Gezerken Türkiye’den gelen bir çift ile karşılaştık. Fotoğraflarda görünen ürünler  el emeği. Buralarda çatal kaşık takımları evlilik sürecinden başlamak üzere büyük öneme sahipmiş. Durum böyle olunca işlemeler desenler de çeşit çeşit. Kolyeler bileklikler ve daha bir çok aksesuar o kadar özgün işlenmiş ki, birisi söylemese onlarından çatal ve bıçak olduklarını anlamazdım herhalde. Siz gittiğinizde orada olurlarsa mutlaka uğrayın, hoş sohbet insanlar. Takip etmek isterseniz instagram’da @forkspoonjewelry adıyla bulabilirsiniz.

Ucuz feribot turu

Gezi turları ortalama 30$ civarında idi biz de alternatif ne olabilir diye düşünürken ulaşım aracıyla kullanılan feribotları öğrendik. Gidiş geliş 4$ ödüyorsunuz. Şehirde kullandığınız otobüs kartları geçerli değil. Oldukça kısa sürüyor bir tur olduğunu söyleyemeyiz aslında ama yine de suyun üstünde olma hissi güzel olabilir uygun fiyatlı olarak. Algiers isimli bölgeye geçiyorsunuz. Mahalle gibi orası daha çok hemen iskelenin yanındaki bir bar a oturduk ve bir sonraki feribot ile geri döndük.

St. Louis Katedrali

ABD deki en eski aktif katedral imiş. Şu linkten detaylarına ulaşabilirsiniz  Hristiyanlar için eminim ki daha önemli bir yeri vardır, bizim için hareketli bir şehirdeki bir kathedral olarak kaldı. Konumu iyi yalnız, şehrin göbeğinde 🙂

Jazz müzesi

Armstrong_new orleansLink burada. Saatler ve diğer detaylar için lazım olabilir. Gereken önem verilmemiş gibi duruyor. Louis Armstrong’un bir kaç kişisel eşyası var müzede. Bir kısmında ise önemli bir  fotoğrafçının jazın önemli karakterlerini fotoğrafladığı sergiyi görebiliyorsunuz. louis armstrong.jpg

Katrina 🙁

Jaz müzesinden çıktıktan sonra 2005’te şehri vuran Katrina kasırgası müzesini gezdik. Kasırga öncesi esnası ve sonrasında insanların yaşadıkları gerçek malzemelerle sergilemişler. Sergi sonunda aslında doğal afet değil plansızlık diyorsunuz üzülerek. 70.000 $ lık maddi zarar ve rakamlarla ifade edilemeyen manevi hasar. Sonrasında normal hayata dönmek çok zor olmuş insanlar için. Hala toplarlayamayan insanların olduğunu söylüyorlar. Gezdiğiniz yerlerin geçmişini hissetmek istiyorsanız burayı görmeniz gerekir. Doğal olarak  üzüntülü ayrıldık biz bu müzeden. Bu ruh halini gezinizin hangi noktasına koyacağınıza karar verirken yardımcı olur belki. 2 saat gezmek için yeterli olur sanırım.

Mardi Gras Sergisi

Linkten bu festivalin tarihçesini detaylı öğrenebilirsiniz. 1. katta Katrina müzesini gezdikten sonra 2. kattan Mardi Gras festivalinin sergisini gezdik. İlk kutlamalardan bu güne kullanılan kıyafetler müzikler aksesuarlar ve diğer detaylar…  Hem Mardi Gras sergisinin hem de Katrina müzesinin yapıldığı binanın adı The Presbytère. Bu binaya giriş için aldığınız bilet ile iki kısımı da gezebiliyorsunuz.mardigras

İki bileti aynı anda alırsanız indirimli alabiliyorsunuz. Öğrenci kartınız varsa unutmayın onlar için de indirim var. Linkten bilet ücretlerinin detaylarına bakabilirsiniz.

neworleansstreetcar

Street Car

Tramvay aslında ama neden anlamadım burada sokak arabası deniyormuş. Daha çok turistler kullanıyor olsa da ulaşım aracı olarak hala kullanılmaya devam ediyor. Günlük kartlarınızla istediğiniz kadar binebiliyorsunuz.

Yeme içme işleri

Creole Mutfağı (Kriyol)

Kriyol mutfağı, klasik Fransız ve İspanyol tekniklerinin Louisiana bölgesinde yetişen malzemelerle birleşmesi sonucunda ortaya çıkmış olan çok enteresan, çok güzel bir mutfak. En tanınmış yemekleri  şunlar: Jambalaya, gumbo, beignet, crawfish (kerevit), kriyol sosu.

Beignets: Cafe Du Monde mu Cafe Beignet mi ?(“Benye” olarak okunuyormuş dikkat)

Cafe Du Monde

Göreceğiniz bütün web siteleri, tatil blogları bu benye yi mutlaka yiyin tavsiyesi veriyor. Biz de en çok tavsiye edilen ve en popüler iki kafede de denedik. Cafe Du Monde da yediğimizi daha çok beğendik, daha güzel pişmişti sanırım. Aslında Türkiyede yapılan pişiden tek farkı üzerine pudra şekeri dökülüyor olması ama bazen turist gibi davranmak iyidir. NOLA’dan benye yemeden gelmiş derler sonra üzülürsünüz:)

Commander’s Palace restoran

Bir çok listede yapılması gerekenler arasında yer alıyor. Belirli kıyafetlerle girebildiğiniz ve rezervasyonunuzun olması gerektiği bir restoranmış. Hatta öğle yemeği için giderseniz martini 0.25$ mış. Biz denemedik ama kültürel bir restoranı merak ediyorsanız burayı tercih edebilirsiniz. Fiyatlar fast food seçenekleri kadar uygun değil.

Po-Boy

Mezarlık turu sonrasında karnımız acıkınca herkesin bahsettiği PO-BOY sandviçi denedik. Poor Boy (fakir delikanlı) anlamına gelen sandviç in hikayesine şu linkten ulaşabilirsiniz. Temel olarak ekmek arası karides, çok da etkileyici ve merak edilecek bir tat değil bence ama hazır gitmişken deneyin. Biraz daha farklı bir yorum getirilmiş acılı sos ile servis edilen bir Po-Boy denemek isterseniz Bourbon street devamındaki Nola Po-Boy’u deneyebilirsiniz.

Nola eater web sitesinden ihiyacınıza uygun bir çok öneri bulabilirsiniz. Oradan bulduğumuz bir kafede kahvaltı yaptık, Envie Espresso Bar. Veggie wrap denedik. Lavaş arası yumurta ve yeşillik tatmin ediciydi bizim için hatta iki kişiyi rahat doyuruyor.

EnviebarneworleansMagazine Street bir çok dükkanın olduğu alışveriş için ya da vitrin gezmek için güzel bir cadde. Vitrinlere baka baka Jackson Square e geldik. Şehrin merkezi göbeği, sanatçılar, falcılar, müzik grupları ortam oldukça hareketli. Akşam 7.30 da ki Ghost Tour için önceden rezervasyon yapmıştım. İyi ki yapmışım çünkü tekrar kontrol ettiğimde çoktan dolmuştu. Siz de bu turlara katılmak istiyorsanız önceden rezervasyonunuzu yapın, sonra ortada kalmayın.

Blaze Pizza

Carolouse otel in barından çıktıktan sonra bu pizzacıya geldik. Buralar gelme nedenimi ise ucuz feribot turu idi. Bu pizzacıyı çok sevdik ve yediğimiz pizzadan zevk aldık. 2 kişiye bir pizza yetti 9$ ödedik.

Ulaşım

Toplu taşıma oldukça başarılı ve kullanımı kolay. Otobüslerden 3$ karşılığında alacağınız günlük kartlar ile istediğiniz kadar binebiliyorsunuz. Aldığınız günlük bilet aldığınız saatten itibaren 24 saat geçerli. Bazı şehirlerde aldığınız gün gece 12 ye kadar geçerli oluyor. Tek yön bilet ise 1.5$. Tam para vermeniz gerekiyor çünkü makineler para üstü vermiyor ve sadece nakit para geçerli. 3 $ denk hazır etmek bazen zor olabiliyor.

Biz havaalanına sabah sekizden önce inmiştik. Ve şansımıza sabah 8’den önce şehre giden bir tane ekspres otobüs varmış 202. Gün içerisinde bu otobüs çalışmıyor sanırım saat 3’e kadar. Web sitesinden kontrol etmekte fayda var. Ekspres olmayan otobüsler de ortalama 1 saatte gidiyor havalanına 2 $ karşılığında.

New Orleans güvenli mi ?

NOLA yı araştırırken böyle bir sorumuz yoktu aklımızda fakat araştırırken öğrendik ki suç oranı yüksek ve bu konuda biraz dikkatli olmak gerekiyormuş. Özellikle kasırgadan sonra suç oranında yükseliş olmuş. Gündüzleri toplu taşıma ile istediğiniz yere gidebilirsiniz ama akşamları mümkünse taksi kullanarak kalacağınız yere dönün tavsiyesi aldık. Artık güvenliğin her yerde sorgulandığı bir dünyadayız, bulunduğumuz yerin özellikleri ve dikkat edilmesi gerekenleri bilmek yeterli olacaktır herhalde aksi takdirde hiçbir yere gitmemek lazım.

New Orleans Map yazıp başka sitelerde yorulmayın bence. Bu yazıda bahsi geçen yerlere bu linkte işaretlenmiş haritadan ulaşıverin.

 

 

 

Tampa’da gezilecek yerler Weeki Wachee Springs Park

weekiwachee springs park

Tampa şehri ve civarını keşfetmeye devam ediyoruz. Başka bir doğa güzelliği noktası ise Weeki Wachee Park. Tampa’da 2. ayı dolduruyoruz ve “Nerelere gidilir buralarda ?” sorusunu yönelttiğimiz insanların çoğu bu parktan bahsetmişlerdi. Florida genel olarak su kaynaklarının bol olduğu ve aktivitelerin de bu su kaynakları etrafında şekillendiği bir eyalet ve Weeki Waache Park da bu açık alan  etkinliklerini yapabileceğiniz parklardan biri. Biz de bir günlük hafta sonu kaçamaklarımızdan birini bu parka yapmak üzere Güney Florida Üniversitesi ana kampüsü civarındaki evimizden parka doğru yola çıktık ve ulaşmamız ortalama 1 saat sürdü. Aşağıdaki harita üzerinden devam edersek takip etmesi kolay olacak sanırım.

Park ile ilgili ihtiyacınız olabilecek bütün bilgileri bu linkteki siteden öğrenebilirsiniz. Ben daha çok objektiflikten oldukça uzak olan kişisel deneyimimi paylaşmaya çalışacağım.

Haritadan görülen A noktasından parka 13$ ödeyerek giriş yapıyorsunuz. (bu sefer vergi dahil, hayret) Bu ücret, denizkızı gösterisi, tekne turu, kaydıraklar, nehir kenarındaki şezlong-şemsiye (boş bulabilirseniz tabi) kullanımı ve parktaki diğer gösterileri kapsıyor. Nehirde Kano yapmak isterseniz ya da ortasında delikler olan şişme bot kiralamak isterseniz ücret ödemeniz gerekiyor.

Parkta kiralayarak faydalanabileceğiniz servisler ise bu linkte

Tekne Turu

Biz 12.30 civarı parka giriş yapmıştık. Haritadan görünen A noktasından F noktasına yürüdük ve tekne turu için kullanılan iskeleye geldik. Tekne turu için sanırım 30-40 bekledik. Tur 30 dk. civarı sürüyor Nehrin haritadan görünmeyen başına kadar gidip geri geliyor.

 

Tur esnasında rehber bu alanın tarihinden ve detaylarından bahsediyor. Çok dinlediğimi söyleyemem açıkçası o sırada kendimi suyun berraklığına vermiştim. Tur esnasında birçok hayvanı görme şansınız var. Tertemiz su içerisinde çeşit çeşit balıklar, balıkçıgil ailesinden ismini bilmediğim birkaç tane kuş türü ve kartallar. Bir kartal ailesini uzaktan da olsa görebildik. Devamlı dallarında durdukları ağaçlar varmış, biz geçerken de orada idiler ama pek yüz vermediler.

Deniz kızı gösterisi

Tekne turundan sonra deniz kızı gösterisini izlemek için F noktasından C noktasına geldik. Yol üzerinde E noktasında görünen amfitiyatroya da uğradık ama sanırım günde 2 gösteri yapılıyor, web sitesinden gördüğüm kadarıyla yılan, kağlumbağa ve timsahlarla ilgili bir şov.

Tekne turuna giderken, deniz kızı gösterisinin yapıldığı alandan geçmiştik ve çok daha kalabalıktı ama tekne turundan döndüğümüzde daha az bekleyen vardı. Sanırım burada da 20-25 dk civarı bekledik. Son gösteri saat 3’te yapılıyor ve park 5.30’da kapanıyor. Eğer deniz kızı gösterisi için gidiyorsanız zamanınızı ayarlamanız lazım. Gösteri ile ilgili detaylı bilgiyi bu linkten alabilirsiniz. 4-5 farklı deniz kızı kostümlü kadın, 1 prens, 1 kurbağa ve 1 kötü karakterden oluşan ve mutlu son ile biten bir gösteri. 6-10 yaş arası için etkileyici ve unutulmaz bir deneyim olacaktır diye tahmin ediyorum. Yaş aralığı tutmuyorsa merak etmeyin, etkisi azalsa da etkilenme ihtimaliniz var bence.

weekiwachee deniz kızları videosu

Bu gösteriden çıktığımızda saat 3.40 civarıydı. Artık güneşlenmeyi ve biraz soluklanmayı hak etmiştik

Dinlenme-Su kaydırakları

C noktasından “Beach” yazan kısıma geçtik. Burada kırmızı 1-2-3 numaralı kaydıraklar var, “dragon ball” olarak geçen 3 numara o zaman çalışmıyordu. 10-20 yaş aralığındaki ekip üyelerinin ” sıkıldık gidelim artık” cümleleriyle gününüzü daha gergin geçirmenizi biraz daha geciktirebilir.

Parka ilk girdiğimizde sahil benzeri kısma gelmiştik yanlışlıkla ve çok kalabalıktı bir tane bile boş şezlong yoktu fakat saat 3.30 civarı boş şezlong bulabildik ve buranın tadını çıkarmaya başladık. Su istediğimiz sıcaklıkta olmadığı için pek niyetlenmedik bile (7 Nisan) ıslanmaya fakat insanlar tadını çıkarıyorlardı. Sanırım akdeniz su sıcaklığına alışık olmamız ile alakalı biraz. Ege suyunun soğuğunda büyümüş olsak çoktan kulaç atmaktan yorulmuştuk herhalde 🙂 Gerçi abartmaya da gerek yok kulaç atmak dediysem genişçe bir havuz kadar düşünebilirsiniz. Öyle denizdeki gibi biraz açılayım ileriden sahili izlerim, o ilerdeki iplere kadar gitsem biraz orada dinlensem gibi bir hikaye yok burada. 20-30 kulaç atıp geri geliyorsunuz, dediğim gibi “denizcik”

Önemli: Kaydırak 1 Haziran-12 Ağustos tarihlerinde hergün açık. Onun dışındaki günlerde sadece hafta sonu açık. Güncel bilgiyi web sitesinden kontrol etmekte fayda var.

K noktasından kiraladığınız botları F noktasına kadar kullanabiliyorsunuz. “Ben evden getireyim ona binerim derseniz kendinizi yorarsınız” izin vermiyorlar çünkü, o bot kiralanacak.

Yeme-içme

Haritadan gördüğünüzü üzere 4 ayrı noktada karnınızı doyurabilirsiniz ayrıca sahilin hemen arkasındaki Tiki bardan, içeçeklerinizi temin edebilirsiniz.

Evden getirsek ?

Kapıdan girişte herhangi bir kontrol olmadı. Herkes tekerlekli soğutucusunu içeçekleriyle doldurmuş keyfine, bakıyordu. Yiyecek içeçek getirme ile ilgili herhangi bir kısıtlama yok.

Alışveriş, hediyelik

Bu günü ölümsüzleştirmek isterseniz alışveriş yapabileceğiniz noktalar var. Kapıdan çıkmadan önce sağ tarafta fotoğraf çektirebileceğiniz bir deniz kızı sizi bekliyor olacak. Deniz kızı gösterisinden çıktıktan sonra çıkış kapısına doğru ilerlerken sağ tarafta.

 

Bu parka gitmek için vakit ayırmaya karar verirken nelere dikkat etmeliyim?

Bütün aktiviteleri değerlendirip en az 3 saat güneşlenip serin suyun keyfini çıkarmak istiyorsanız parkın açılış saatinde kapıda olmanızı tavsiye ederim.

Yukarıda bahsettiğim gereksiz detaylar karar vermenizde  yeterince yardımcı olmamış olabilir.

Eğer,

-Deniz kızı hikayesi ile ilgili motivasyonunuz yeterince yüksekse ve bu gösteriyi merak ediyorsanız,

-Şehirden fazla uzaklaşmadan doğa-yüzme-güneş üçlüsünü yakalamak istiyorsanız,

-Ekipte çocuk varsa hem o eğlensin hem de biz kafa dinleyelim diyorsanız,

bu park tam size göre.

Fakat,

-Kalabalıktan hoşlanmıyor ve deniz kızı hikayesiyle ilgili bir fikriniz ve merakınız yoksa,

-Niyetiniz sadece güneşlenmek yüzmek ve kafa dinlemek ise,

Tampa civarında girişine kişi başı 13$ vermeden değerlendirebileceğiniz daha güzel alternatifler var.

 

 

Yeni bir şehirde sosyalleşmek / Socializing in a new city

meetup

Bazı nedenlerden dolayı yaşadığınız yeri değiştiriyorsanız yeni yerinize alışmakta problem yaşamanız çok normal. Temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için etrafı keşfetmek çok da zor olmayabilir. İnternetten neredeyse bütün ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayabileceğinizi öğrenebiliyorsunuz. Market, alışveriş, teknoloji vb kategorilerde isterseniz evden çıkmadan bile ihtiyacımızı karşılayabilir durumdayız. Peki ya sosyalleşmek ya da hobilerimize kaldığımız yerden devam etmek? Sanırım en çok bu iki başlıkla ilgili problem yaşarız diye düşünüyorum eğer gittiğiniz yerde insanlar birbirini tanımıyorsa ve orası küçücük şirin bir yerleşim bölgesi değilse.

Sosyal medya araçlarını da bu amaçla kullanabiliriz belki ama diyelim ki voleybol oynamayı seviyorsunuz ve yeni bir şehre taşındınız. En sevdiğiniz sosyal medya hesabınıza ” voleybol oynamak isteyen var mı?” yazsanı kaç kişi bulabilirsiniz ya da Bilim kurgu filmleri izleyip sonrasında film üzerine sohbet edebileceğiniz insanlar arıyorsunuz. Nasıl bulabilirsiniz? Bu işi hem kolay hem etkili bir şekilde yapabilen bir oluşum: Meetup

6 aylığına Amerika’ya geldiğimiz sırada keşfettik bu oluşumu. Web sitelerini incelediğimizde 3 ana ihtiyacımıza hizmet ettiklerini görüyoruz;

meetup_what_you_can_do_

1- bulunduğun şehri keşfet: bir müzeyi ziyaret et, yeni bir yemeği dene, ya da sadece insanlarla tanış

2- kariyerine yatırım yap: bir derse katıl, profesyonel iletişim ağını genişlet vb.

3- yaratıcı ol: bir podcast kaydı yap, senaryo yaz, sanat üzerine konuş ya da tamamen yeni bir şey yarat

Yukarıda gördükleriniz temel başlıklar fakat bulunduğunuz bölgedeki etkinliklere baktığınızda çok daha fazlasını göreceksiniz. Ya da yeni bir etkinliği siz başlatacaksınız kim bilir!

Peki yaklaşık bir ay içerisinden biz nasıl faydalandık Meetup’tan ?

1- İspanyolca Dersleri: Tampa şehrinde İspanyolca konuşan çok fazla  insan var, dolayısıyla öğrenmek isteyen de çok. 4 farklı seviyede etkinlikleri olan bir grup var. Başlangıçtan ileri seviyeye kadar kendinize uygun olan grubu seçip her hafta katılabiliyorsunuz. Bşlangıç gruplarında kitap destekli daha temel konular üzerinden gidiliyor. İleri seviyelerde tamamen ispanyolca konuşulduğunu söylüyor, daha denemedim. Şimdilik düzenli olarak başlangıç seviyesi toplantılarına gidiyorum.

2-Zumba Seansları: Şehrin en güzel parklarından birisinde her hafta salı günleri 6-7 arası zumba için buluşan bir gruba katıldık. Düzenli olarak gelen bir grup var sanırım ama eminim bir çok insan da sadece o hafta oradaydı.

zumba_tampa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3- Masa tenisi sevenler: her ayın 3. cuma günü toplanan bir grup. Farklı seviyelerde oynayan bir çok insan sadece keyif almak için masa tenisi oynuyorlar. Bu toplantı sayesinden oyun temalı bir bar keşfettim. Langırt, adını bilmediğim bir kaç oyun, dart, kutu oyunları vb.

Bütün bu aktiviteleri 1 ay civarı bir süre zarfında çok da odaklanmadan yaptık ve daha gitmeyi planladığımız bir çok etkinlik var. Etkinliklerde yeni katılımcılar sıcak karşılanıyor ve destekleniyor. Kendinizi grubun dışında hissetmiyorsunuz, yani kemikleşmiş yeni insanların kabul etmeyen bir grupla karşılaşma ihtimaliniz düşük bence. En azından bizim katıldıklarımızda biz bir problem yaşamadık şimdiye kadar.

Socializing in a new city

If you are changing your city because of some specific reasons, it may not be easy to get used to your new environment. Finding a grocery store or buying new clothes are easy to do because all the information is available on internet but what about going on your hobbies or getting social? They may not be that easy. For this I have an advice : Meetup

It is a platform which you may find people who share a hobby, a topic, a sport event or anything with you. You may learn a new langauge or go on your yoga with the group in your new city etc. In one month we have joined 3 different meetings in Tampa/ Florida

All of them were very good and one of them is every thursday which I attend everyweek. You dont need to pay anything for web site or mobile application but some groups are asking for membership fee which is mostly 10$ at most.

 

 

 

 

Daytona’ya kısa bir ziyaret / A Short visit to Daytona

*English version is below

daytonabeach

Nascar yarışları, uçsuz bucaksız sahili ve motor festivalleri. Daytona Beach şehriyle alakalı anahtar kelimeler bunlar sanırım. Şehrin isminin Daytona Beach olduğunu bu yazıyı yazarken öğrendim, itiraf ediyorum. Sanırım ismi de şehirle alakalı yeterince fikir veriyor.

Biz Daytona’ya 17 Mart’ta gittik. Ve şehre yaklaşırken bir çok motorsiklet grubu ters yönde ilerliyordu. Sonradan anladık ki her sene binlerce motorsikletlinin geldiği yoğun talap gören motor festivalinin son günüymüş.

Amerika’da yaşayanlar için ünlü bir sahil. Ayrıca dünya çapında da Nascar yarışlarına ev sahipliği yaptığı için tanınıyor sanırım.

Türkiyeden gidenler nasıl bilir bu sahili derseniz ekşi’ye bakabilirsiniz.

İnternette kısa bir araştırma yapınca tarihi önemi olan bir deniz fenerinin Daytona’da olduğunu öğrendik. Sahilde güneşlenmeye başlamadan önce feneri ziyaret etmeye karar verdik.

The Ponce de Leon Inlet Lighthouse
The Ponce de Leon Inlet Lighthouse

Hem müze hem de aktif olarak hizmet veren bir fener. Gezerken fener görevlilerini görebilirsiniz. (Çok kıskanmıştım onları aslında, deniz kenarında havalı bir iş bence)

7$ karşılığında 10.00 a.m – 8.00 p.m saat aralığında (bu saatler yaz dönemi için, bu linkten  siteyi kontrol etmekte fayda var) ziyaret edebiliyorsunuz. Detaylı bilgiye web sitesinden ulaşabilirsiniz tabii ki, tarihsel detaylarına girmek istemiyorum.

The Ponce de Leon Inlet Lighthouse1

Müze için tavsiyeler:

  • Mümkünse terlik giymeyin çünkü fenere merdivenlerle tırmanıyorsunuz. 10.dk sürüyor sanırım ortalama. Spor ayakkabı iyi bir tercih olabilir ama hava sıcaksa tabi ki sandalette anlaşabiliriz 🙂
  • Sırt çantası almıyorlar içeriye. Ya danışmaya bırakıyorsunuz ya da arabaya geri götürüyorsunuz. Kadınların kullandığı geniş çantalarda problem yok sanırım, onu aldılar.

The Ponce de Leon Inlet Lighthouse2

Sonrasında meşhur sahili görebilmek için müzeden ayrıldık. Fenerin tepesine çıktığımızda bir tarafta denizin ortasında adacık gibi bir bölge vardı tamamen kumla kaplı. Oraya ufak teknelerle yanaşılıyor sanırım. Eğer fırsatınız varsa orada yürümek de güzel olabilir, yoksa da üzülmeyin sahil yürümek için yeterince geniş bence.

The Ponce de Leon Inlet Lighthouse3Sahile yakın bir yerde arabayı park etmek istediğimiz bir çok otopark olduğunu farkettik. Zaten sahile paralel uzanan bir yol var o yol ile sahil arasındaki otoparklara park edebiliyorsunuz. Biraz daha ilerlediğimizde gördük ki bir tane de halka açık ücretsiz otopark var. Sanırım bunlardan bir kaç tane var, ama havalar ısındığında yoğun dönemde burada yer bulmak zor olabilir. Bizim gittiğimiz dönemde denize giren kimse yoktu neredeyse.

daytonabeach3

Sahil çok güzel, anlatarak olmaz kesinlikle fakat, sandalyenize oturup ufka bakmak ve zihninizi dinlendirmek  istiyorsanız çok güzel bir yerdesiniz. Yanınızda katlanır sandalyedelerden olması konforunuz arttırır ve istediğiniz yere oturabilirsiniz. Sahilin bir kısmı ıslak çünkü.

daytonabeach4

Sahilden saat 7 gibi ayrıldık güneş de batmaya başlayınca hava da serinledi. Biraz da şehir merkezinde hayat nasıl nerelerde hareket var bakalım dedik. Bu aşamada aracı park etmekte zorlandık, yine ücretsiz park aradığımız için tabii ki. Sonunda akşam 6 ya kadar ücretli sonrasında ücretsiz olacak sokak park alanlarından birisine park ettik. Bir kaç gece klübü ve bar dışında pek hareket göremedik.

daytonabeach5

Ne kadar zaman harcamak lazım Daytona’da ?

Türkiyedeki sahillerle karşılaştırınca çok farklı ve büyüleyici gelmeyebilir fakat görülmeye değer bir sahil. Sabah erken saatte gidilirse 2 saat fener müzesini gezmek için harcanabilir sonrasında sahilde güneşin ve manzaranın keyfini çıkarmaya devam edebilirsiniz.

A Short visit to Daytona

Nascar races, huge beach and bike festivals…. These must be the keyword of Daytona Beach city. I have just learned that the name of the city is “Daytona Beach”. With the help of the name you can have an idea about the city.

When we were about to arrive Daytona, there were a lot of bikers who were leaving the city. We realized that it wasa the last day of the famous bike fest 17th March.

It is a famous beach for Americans. Also, because it is home to NASCAR races it is known around the world.

There is a historical Light house which is still active. While visiting the museum you may see workers.

Advices for the lighthouse;

Dont wear flip-flops because you will go up to top of the lighthouse on foot. There is no elevator.

They dont accept backpacks. You may leave it at info desk or leave in your car. Women purse is ok.

After the museum we headed to beach. There are a lot of parking options but we didnt want to pay for the parking and searched for a free parking lot. We found one between the paid ones. If you use the road parallel to toeh beach you will definitely find one.

We spent about 3 hours on the beach but didnt swim because the water wasnt warm enough. Wondering about the downtown part of the city we headed back to city side. There were a couple of bars and night clubs only like a typical touristic city.

If you arrive there in the morning and spend two hours for the museum you may go to beach for the rest of the day and have fun until evening. One whole day would be enough for Daytona.

Dali Müzesi Tampa Florida

Birazdan okuyacağınız yazıda Florida/Tampa/St. Petersburg bölgesindeki Dali Müzesi ile ilgili deneyim ve yorumları bulabilirsiniz.

You may find my very subjective experiences of Dali Museum which is in Florida/Tampa/St. Petersburg.

 

 

22 Mart’ta ziyaret ettiğimiz Dali Müzesi’ni gezmek benim için çok keyifliydi. Dali’yi yakından tanımak eserlerindeki küçük ama heyecan verici detayları öğrenmek/keşfetmek tekrar tekrar heyecanlanmama ve “vay be ne çizmiş adam” cümlesini  içimden geçirmeme neden oldu. Salvador Dali adını daha önce duydum ve sürrealizm denince akla gelen isimlerden olduğunu biliyorum fakat müzeye gidene kadar eserleri, hayatı, fizik konusundaki eğitimi ve bilgisi hakkında hiç bir fikrim yoktu.

Salvador Dali müzesi hakkında bilgi edinmek isterseniz bu linke tıklamanız yeterli. Otopark için herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Biz Perşembe günü gitmeyi tercih ettik. Perşembe günleri müze saat 20.00’a kadar açık ve 17.00’dan sonra girerseniz 24$ değil 10$ ödüyorsunuz. Bilet ücretine sesli elektronik rehber dahil. Ayrıca yaklaşık 45 dk. süren rehberli turlara ücretsiz katılabiliyorsunuz. Bu turda rehber, müzenin en dikkat çeken eserlerinden bir kaçını size detayları ile anlatıyor.  Saat 7 civarı tur bittikten sonra kalan kısımları gezmek için 2 saatimiz daha vardı. Elektronik sesli rehber eşliğinde diğer eserler hakkında bilgi edindik. Hem tur hem elektronik sesli rehberler İngilizce, Türkçe seçeneği sanırım yok. Bu müzede bulunan bütün Salvador Dali eserleri gerçek, hiçbiri kopya ya da sanatsal terim kullanmak gerekirse replika değil.  Müzenin bir kısmı “Dali’nin Rüyaları” olarak ayırılmış. Burada 3 boyutlu gerçeklik gözlükleri ile Dali’nin rüyalarını siz kendiniz görüyormuşsunuz hissiyatını yaşayabiliyorsunuz.

Gezinizi bitirdikten sonra eğer acıktıysanız restoran kısmında yemek yiyebilirsiniz veya hediyelik eşya kısmında aklınıza gelebilecek her türde eşyayı bulabilirsiniz. Kravattan deftere, bardaktan iskambil destesine birçok seçenek mevcut.

 

Bir rehberin anlatmasıyla eserlere bakmak benim için çok etkili oldu. Çünkü hangi detaylara dikkat etmek gerektiğini, o detayların ne anlama geldiğini kolay bir şekilde öğreniyorsunuz ve anlamadığınız kısım var ise soru sorabiliyorsunuz. Dali’nin eserlerinde 10’larca detay var ve her birini yakalamak, anlamlandırmak ve yorumlamak kolay olmasa gerek. Yakından baktığınızda bir imge belirgin iken uzaktan baktığınızda bambaşka bir imgenin varlığını keşfediyorsunuz. Bu kadar zekice düşünülmüş ve çizilmiş eserlerin sadece bir kısmını bile anlayabilmek benim için unutulmaz bir deneyim oldu.

Benimki gibi sanatla iç içe olmayan bir yaşantınız olabilir. Eğer zamanınız ve durumunuz varsa Tampa’da Dali’ye bir şans vermenizi tavsiye ederim, pişman olmayacaksınız.

 

English Version

It was a very delifghtful experience for me to visit Dali Museum in Tampa in 22 March. Learning about Dali, catching tiny details in his masterpieces made me excited. I repetead the sentence “wow what a gifted man” many times during my visit. If you want to learn about dali museum online you may use this link

 

Dali museum figueres entrance fee is normally 24$ but if you visit on Thursday after 5.00 p.m you pay only 10$. You may get your dali museum ticket online which might save time for you because when we came museum there was a small queue which took about 10 min. to end but it might be longer depending on the time you go. Audio guides and tours in the museum are included in your ticket. We joined a tour which started at 5.30 p.m. It was about 45 min and the guide gave details of some of the paintings in the museum. After that tour we walked around and learned about paintings with our audio guides. All the paintings are real in this museum. In a small part of the museum you can experience dreams of Dali with the help of 3D reality glasses. After the tour you may eat in the restaurant and buy gifts for your friends. You may find t-shirts, tie, playing cards etc.

There are a lot of details in these paintings and without a guide it might be very hard to catch them. You may not have a deep interest in art like me but I assure you will like this museum if you have time to visit.